Hz. İsa da tüm insanlar gibi Allah'ın rahmetine muhtaç bir kuldur



Allah’ın emri geldi, artık onda acele etmeyin. O (Allah), şirk koştukları şeylerden münezzeh ve yücedir.
(Nahl Suresi, 1)

Hem Kuran ayetlerinde hem de İncil'de Hz. İsa'nın Allah'ın sonsuz lütfuyla çeşitli mucizeler gösterdiğinden bahsedilir. Ancak Hz. İsa her konuşmasında; yaptığı tebliğlerinde ve havarilerle olan sohbetlerinde bu mucizeleri Allah'ın dilemesiyle gerçekleştirdiğini belirtmiştir. Konuşanın kendisi değil Allah olduğunu, tüm yapılan işleri Allah'ın yerine getirdiğini, Allah'ın tüm canlılar üzerinde tek hakim olduğunu sık sık hatırlatmıştır. Kendisinin Allah'ın risaletini insanlara duyuran bir kul olduğunu, Allah'ın dilemesiyle bu yaptıklarını gerçekleştirdiğini, her yaptığının Allah'ın kontrolünde olduğunu vurgulamıştır. Bu açıklamalarından bazıları şu şekildedir:
Herşey bana Rabbim tarafından verildi... (Matta, 11/27)
...Allah'ın bana verdiği buyruk uyarınca iş görüyorum... (Yuhanna, 14/31)
...Size söylediğim sözleri kendiliğimden söylemiyorum... (Yuhanna, 14/10)
...Size önemle belirtirim ki, elçi kendiliğinden hiçbir şey yapamaz... (Yuhanna, 5/19)
...Benim öğretişim kendimden değil, beni gönderenden esinleniyor. (Yuhanna, 7/16)
Onları bana veren Rabbim her varlıktan üstündür... (Yuhanna, 10/29)
Çünkü ben kendiliğimden konuşmadım. Ne diyeceğimi, ne konuşacağımı beni gönderen Allah buyurdu. O'nun buyruğunun ise sonsuz yaşam olduğunu biliyorum. Bunun için konuştuğum her sözü Allah'ın bana bildirdiği gibi söylüyorum. (Yuhanna, 12/49-50)
İsa Allah'ın herşeyi kendi ellerine verdiğini ve Allah'tan gelmiş olup yine Allah'a gittiğini biliyordu. (Yuhanna, 13/3)
Beni gönderen benimle beraberdir. O beni kendi başıma bırakmadı. Çünkü ben her zaman O'nun beğendiği işleri yapıyorum. (Yuhanna, 8/29)
Ben kendi kendime hiçbir şey yapamam; işittiğim gibi yargılarım. Benim yargılayışım doğrudur. Çünkü kendi isteğimi değil, beni gönderenin isteğini ararım. (Yuhanna, 5/30)
Kendisine Rabbimden olanak sağlanmadıkça, kimse bana gelemez... (Yuhanna, 6/65)
İncil'de yer alan yukarıdaki açıklamalar üçleme inancı açısından son derece önemlidir. Çünkü bu ifadelerde, Hz. İsa'nın bir ilah değil (Allah'ı tenzih ederiz), Allah'a muhtaç, Allah'ın dilediği şekilde hareket eden, Allah'ın emrettiği şekilde karar veren, Allah'ın ilhamıyla konuşan, Allah'ın beğeneceği işler yapan bir kul olduğu bizzat Hz. İsa'nın kendisi tarafından dile getirilmektedir. Ancak üçleme inancında tüm bu hikmetli ve samimi ifadeler göz ardı edilmekte, Hz. İsa ise var olmak için hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, üstün bir varlık olarak tanıtılmak istenmektedir. Oysa bunlar gerçeği yansıtmadığı gibi, hem Rabbimiz'in yüce Zatı'na hem de O'nun mübarek elçisi Hz. İsa'ya karşı da saygıdan uzak bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Rabbimiz tüm bu benzetmelerden münezzehdir. O, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, tüm kusur ve eksikliklerden uzak, sonsuz ve tek güç sahibi olan Allah'tır. O'na denk ve eş bir varlık yoktur.
Buradaki ifadede Hz. İsa'nın yalnızca Allah'a kulluk etmekle ilgili hükümlere uyduğu açıkça görülmektedir. Yalnızca Allah'a kulluk eden Hz. İsa'yı sözde Allah ile eşit sayan üçlemenin ne kadar batıl bir inanç olduğu, buradan da anlaşılabilir. (Allah'ı tenzih ederiz)